HAKKIMDA ATÖLYE & EĞİTİMLER MEDİTASYONLAR ÖZ ŞEFKAT KİTAPLIK NOT DEFTERİM BASINDAN PEMBE FİLİ DÜŞÜNME İLETİŞİM

Mentor gibi gördüğüm bir hocam vardı yüksek lisans yaparken. Mezun olduktan sonra bir gün sohbet ediyorduk. Konu nereden açıldı hatırlayamadım şimdi ama sohbetimizin bir yerinde, “Hiç tarzım değil bir duruşu olmayan insanlar,” dediğimi hatırlıyorum.

“Öyle mi?” dedi. Durdu sonra, hafif bir tebessüm yüzünde, “Hikayen ne?” diye sordu.

“Anlamadım?” dedim.

Yabancı bir lisanın azizliğine uğruyordum herhalde.

“Ne oldu? Böyle demene yol açan neler yaşadın?” diye açıkladı ilk cümlesini.

“Neden?” diye sormuyordu. “İnsanlara karşı önyargılı olmamalısın” gibi mesafeli, gerçekçi olmayan bir yaklaşımda bulunmuyordu. Beni, dünyayı kendi gördüğü gibi görmem konusunda ikna etmeye çalışmıyordu. En önemlisi de geçiştirmiyordu, alelade görmüyordu ağzımdan çıkanları. Merak ediyordu. Hikayemi merak ediyordu!

Ve o soru, içimde kuytu kalmış noktalara ışık tuttu. Beni çok uzaklara götürdü. Ortaokulda “Ben de hiç sevmiyorum o kızı!” diye bana destek çıkan, sonra da beni “işte o kızla” bir olup dışlayan arkadaşıma; yaşım çocukken yaşadığım yalnızlığıma götürdü... Üniversite yıllarımda birlikte hazırladığımız, sonrasında hatalı çıkan istatistik projemizde dekanın karşısında sorumluluğu olduğu gibi bana yükleyen sınıf arkadaşıma ve o an hissettiğim çaresizliğe götürdü. İş hayatına ilk atıldığım zamanlarda, bünyesine katılmak istediğim çok prestijli bir hastane hakkında bana “Oraya başvurma, orası büyük, bir şey öğrenemezsin” diyen ve sonra kendi orada çalışmaya başlayan iş arkadaşıma ve o an hissettiğim kızgınlığa götürdü.

“Hikayen ne?” sorusu beni geçmişe götürdü ve geçmişten şimdiye neler taşıdığımı fark ettirdi... Herkes gibi ben de geçmiş yaşantılarımdan bakıyordum dünyaya. Aslında “Hiç tarzım değil bir duruşu olmayan insanlar,” derken, “Geçmişte çok yalnız, çok çaresiz kaldım. Çok acıdı canım birkaç insanın davranışından ötürü,” diyordum. “Hikayen ne?” sorusu kendimi dinleyip, anladığım bir yere götürdü beni...

O gün, bundan böyle benimle ters düşen bir görüş beyan ederse biri, savunmaya geçmeden, değiştirmeye teşebbüs etmeden, geçiştirmeden, durup bi’ “Hikayen ne?” diye sormaya söz verdim kendime. Karşımdakine merakla, açıklıkla, ve şefkatle yaklaşmaya karar verdim.