HAKKIMDA ATÖLYE & EĞİTİMLER MEDİTASYONLAR ÖZ ŞEFKAT KİTAPLIK NOT DEFTERİM BASINDAN PEMBE FİLİ DÜŞÜNME İLETİŞİM

Gitmek istediğiniz bir yer var belli ki… Ondan belki de tüm bu geri kalmışlık hissi, “gecikiyorum” düşüncesi, tüm bu değişme isteği. Yapmak istediğiniz şeyler var belli ki, hareket etmenizi gerektiren; yer değiştirmenizi, yolculuk etmenizi. İki tren var bekleyen sizi. Biri çok eski. Biraz da kirli. Penceresinden yırtılmış koltukları çarpıyor gözünüze. Korkutucu. Rahatsızlık verici. Diğer platformdaysa başka bir tren var. Son model belli, gıcır gıcır. Hızlı. Güvenilir. İçinde interneti, kliması, beş yıldızlı restoranı; rahat koltukları, temiz tuvaletleri var. “Tabii ki bunu seçerim,” diyorsunuz içinizden, “Diğerine hayatta binemem.” Ve beklemeye başlıyorsunuz. Anons edilsin de bir an önce binin ve harekete geçin istiyorsunuz. Bir köşede oturuyor zaman geçirmeye, hayal kurmaya başlıyorsunuz. Bu esnada eski tren kalkıyor yerini başka bir eski trene bırakıyor. Bir süre sonra o da kalkıyor, az sonra yerine başkası geliyor. Siz hâlâ bekliyorsunuz. Güvenli olan trende istediğiniz yere rahat rahat gidebilmek için bekliyorsunuz. Ve başka bir tren kalkıyor istasyondan, yerini başka bir eski trene bırakıyor… Ve siz beklemeye devam ediyorsunuz... ... ... Ya o “güvenli” tren hiç hareket etmeyecekse? Ya hiç istasyonu terk etmeyecekse? Ya siz, yanlış treni bekliyorsanız? Rahatımız bozulmasın, aman kirlenmeyelim, bir yerimize bir şey olmasın, güvende olalım derken ya hayatı kaçırıyorsak... Yaşamı ihmal ediyorsak dolu dolu... Belki de bazen rahatsızlığı da, korkumuzu da yanımıza alıp yola çıkmalı. Fırsat varken. Tren kaçmamışken.